Eğitim ve Çalışma Hayatım
Ben Kimim?
"Merhaba, ben Onur Gökçe. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunuyum. İstanbul’da aktif hekimlik yaparken bir yandan da Matematik, Geometri, Fizik, Kimya ve Biyoloji dersleri verip öğrencileri 10 senedir üniversite sınavına hazırlıyorum.
Yaptığım işe konu anlatmak veya özel ders vermekten ziyade 'sınava hazırlamak' demeyi tercih ediyorum çünkü ders anlatmak bu işin yalnızca ufak bir bölümü. Sınava hazırlamaksa apayrı bir kulvar; sanki boş bir araziye bir bina yapmaya benziyor. İşin içinde milimetrik birçok parametre var: Zemin sağlamlığı, kullanılacak malzeme, dış görünüş, denetim mekanizmaları... Bir de dış unsurlar var; deprem veya binanın piyasa değeri gibi. Aynı sistemi sınava uyarlayabiliriz: Öğretmen kalitesi, kaynak seçimi, öğrencinin temeli ve zekası. Buranın 'depremi' ise sınav günü. O güne kadar yaptığınız tek bir hata, bir senede inşa ettiğiniz o sağlam binayı yerle bir edebilir. Fakat sene başında hiçbir şey bilmeyen bir insan, doğru bir planla yeterince çalışırsa, sene sonunda Venedik gibi suyun üzerinde yüzen bir şehir dahi kurabilir.
Yıllar önce bana bu binanın nasıl kurulacağını öğreten hocamdan sonra, artık öğrencilerime ben yol göstericilik yapıyorum. Bunu yaparken en nefret ettiğim şey boşa hayal satmak. Ortada bir hayal varsa, onun 'hayal' olmasının sebebi zor olmasıdır. Zora ulaşmak için çok çalışmak gerekir. Günde birkaç saatlik çalışmalarla veya 'sihirli' yöntemlerle iyi sonuç iddiaları benim gözümde sadece hayal satmaktır. Benim karşımdaki öğrenciden tek beklentim; anlamadığı istisnasız her şeyi sorması ve verilen tüm ödevleri zamanında yapmasıdır. Kalanı zaten bir öğretmen olarak benim işim.
Öğretme prensibim, her şeyi en temel mantığına dayandırmaktır. Sebebini bilmediğim bir bilgi veya ezberletilmiş bir formül, benim için öğrenilmemiş ve öğretilmemiş kabul edilir. 2015 senesinde üniversite sınavına ilk çalışmaya başladığımda yaşadığım o derin umutsuzluğun sebebi, hocalarımın ezberci yaklaşımı ve 'sen zekisin, sen değilsin' diyerek başarıyı gökten inmiş bir lütuf gibi görmeleriydi.
İnsanlık olarak mağaralardan uzaya gidecek seviyelere geldik ve her şey en temelde 'neden?' sorusuyla başladı. Ben de öğrencilerime tam olarak bunu aşılıyorum. Çalışmalarımızı bu şekilde mantığını anlamaya dayandırıp, üstüne 2 kitaptan soruları tarayıp çıkmışları çözüp tekrarlarımızı yaparsak ve en ince ayrıntılara kadar hükmedersek bunu yaparken de kendimize inanıp sebat ederek çalışırsak bu sınavı rahatlıkla kazanacağımızdan hiç şüphem yok. Nasıl ki mükemmel hazırlanmış bir bina depremde yıkılmayacaksa; sınava bu şekilde hazırlanıp mükemmele yakın giren bir öğrenciyi de hiçbir sınav yıkamaz."
Başarı Tablom Ve Röportajlar
2025 Yks Sonucum
2018 Yks Sonucum
İnternetin En İyi Rehberlik Hocası Ve Biyoloji Hocası Bekir Avşar İle Olan Röportajım
Benim Hikayem
Kendi Sınav Senem
11. sınıfın başlarında ben de üniversite sınavı yaklaştığı için çalışmaya başlamıştım. En temel problemim nasıl çalışacağımı bilmiyor olmamdı. Dershaneden konuları takip edip soru bankalarını çözmeye çalışıyordum fakat belirli bir seviyenin üzerindeki soruları çözemiyordum. Konulara hakimiyet açısından da kendimi yeterli bulmuyordum. Formüllere bağlı kalıp, kalıpların biraz dışına çıkan bir soru sorulduğunda veya bu tarz bir soru kafamda canlandığında ya şöyle sorsalardı diye düşündüğümde kendime bir cevap veremiyordum. Denemelerdeki üst sıralardaki insanları görünce o insanların genius olduğunu veya aşırı zeki olduklarını düşünüp bu durumu normalleştiriyordum. Bu şekilde bir seneye yakın, tabiri caizse olduğum yerde sayarak çalıştım. Masa başında geçirdiğim süre de benim için işkence gibiydi. Çünkü sürekli bir yerlerde takılmak ve istediğim noktada olamamak motivasyonumu kırıyordu.
Burak Hocayla Tanışmam
Burak Hoca okuduğum okuldaki matematik hocasıydı. Hayatta idol olarak gördüğüm tek kişidir. Dersime girmediği için tanıştığımız güne kadar kendisini sadece ismen tanıyordum. Ödevimi yapmadığım bir dersin ödev kontrolünden kaçmak için okulumuzdaki matematik olimpiyat seçmelerine gitmiştim. En arka sıraya oturup not dahi tutmadan 3 saat ders dinlemiştim dinlediğim şeylerin ne kadar kıymetli olduğunun farkında olmadan. Ders bittiğinde ise ilk söylediğim şey, matematik böyle anlatabilir mi? olmuştu. Anlatılan her şeyi mantığıyla öğrenmiştim ve bilgiyle istediğim şekilde oynayabiliyordum sanki. Bir an kendimi mutlak değeri keşfeden adam gibi hissetmiştim. Çevremdeki insanlara bana mutlak değerle ilgili en zor soruları getirin diyesim geliyordu. Çünkü bana dershanede öğretilen ezber bilgiler bunu yerine koy, sonra diğerini koy gibi amatör şeyler yerine tanımları çok iyi öğrenip grafiklerle beraber olayın mantığını yakalamıştım. Bu şekilde bir anlatıma yoldan geçen 50 yaşındaki birini çevirip ona anlatsak o da anlardı. Asıl şoku eve gittiğimde yaşamıştım. İki soru bankamı açıp yapamadığım sorulara baktım. Bunlar defalarca uğraştığım ve yapamadığım hocalara sorulmayı bekleyen sorulardı. Kalem dahi oynatmadan yapamadığım soruların %90'ını gözle çözdüm. O gün ön yargımın kırıldığı ve sorunun bende olmadığını anladığım gündü. Mutluluktan o gece uyamamıştım. Bir gün sonra Burak Hocayla konuşup özel ders almak istediğimi söyledim. Etik açıdan kendi okuldaki öğrencilere ders vermediğini söyledi. Aileme konuyu açtığımda bunun için bütçe ayıramayacaklarını zaten dershaneye gittiğimi söylediler. Bende okuldaki devamsızlığımı ayarlayıp Burak Hocanın alt sınıfları olan derslerine girmeye ve giremediklerimde de ses kayda açtırmaya başladım.
İlk Üniversite Sınavına Girişim
Üniversite sınavına dört ay kala yaşadığım bu olay ve kendime güvenimin gelmesi sonucu bir anda çalışma süremi iki katına çıkarttım çünkü artık öğrenmeyi öğrenmiştim. O gün anladım ki sorun matematikte değil, anlatım ve yöntemdeydi. Çok kısa bir zamanda netlerim aşırı miktarda arttı ve o sene Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesine yerleştim. O dört ay boyunca tek söylediğim şey, keşke biraz daha zamanım olsaydı cümlesi oldu.
İkinci Kez Üniversite Sınavına Girişim
Daha iyi bir okulda eğitim görmek amacıyla birinci senenin sonunda okul kaydımı dondurdum. Potansiyelim ve yaptığım hataların farkındaydım. Dört aylık kısa bir sürede inanılmaz bir sıçramayla on bin sıralama yapmak beni motive etmişti. Bir önceki sene matematiğe o kadar tutku kazanmıştım ki bu diğer derslerin önüne geçmişti. Bu yüzden en eksik kısmım olan sosyal ve Türkçe derslerini halletmekle işe başladım.
Özel Ders Serüvenim
Her şey 10 sene önce kütüphanede sorusunu çözdüğüm bir öğrenciden gelen, ders vermeyi düşünür müsünüz? sorusuyla başladı. Kendim 2 ay içinde haftanın 7 günü günde 8 saat ders anlatırken buldum. İlk sene hazır fasiküller üstünden ders anlatırken, bunun beni kısıtladığını düşünüp kendi notlarımı hazırlamaya başladım. 10 senelik eğitmenlik hayatım boyunca yeri geldi güzel bir soru görüp, onunla ilgili notlarımı eklemeler yaptım. Yeri geldi gece 3'te aklıma bir soru geldi, onunla ilgili eklemeler yaptım. Yeri geldi viraja girerken aracım kaydı, notlarımı onunla ilgili bir soru yazdım. Bu güncellemeler sonucu notlarımı dijital ortama aktararak, bugünkü BAS kitapları ortaya çıktı. Bu kitapları yazarken güncel müfredat ve kazanımlara bağlı kalarak, piyasadaki onlarca soru bankası, ulusal ve uluslararası sınavlar ve güncel web kitaplarının tüm versiyonlarından beslendim. Ve hep hayalini kurduğum öğrenim modelini inşa ettim.
